Bugun...



SALINCAK VE TESS KİTAPLARI’NIN YAZARI, EĞİTİMCİ YAZAR ŞULE KOYUNCU TURAN İLE SÖYLEŞİ SÖYLEŞİ-ERHAN PALABIYIK GAZETECİ-YAZAR-ARAŞTIRMACI.

KORKU RUHUMUZUN HER YERİNDE! -Yazma serüveniniz nasıl başladı, ilk edebiyat ürününüz hangisiydi?

facebook-paylas
Güncelleme: 16-11-2021 23:59:29 Tarih: 16-11-2021 21:43

SALINCAK VE TESS KİTAPLARI’NIN YAZARI, EĞİTİMCİ YAZAR ŞULE KOYUNCU TURAN İLE SÖYLEŞİ SÖYLEŞİ-ERHAN PALABIYIK GAZETECİ-YAZAR-ARAŞTIRMACI.

SALINCAK VE TESS KİTAPLARI’NIN YAZARI, EĞİTİMCİ

YAZAR ŞULE KOYUNCU TURAN İLE SÖYLEŞİ

 

SÖYLEŞİ-ERHAN PALABIYIK

GAZETECİ-YAZAR-ARAŞTIRMACI.

 

KORKU RUHUMUZUN HER YERİNDE!

-Yazma serüveniniz nasıl başladı, ilk edebiyat ürününüz hangisiydi? 

 

-Merhaba güzel insan. Yazmaya ilkokul sıralarımda başladım.

Hikâyelerin sonlarını değiştiriyordum, hatta tatillerde köye gelen teyze

çocuklarına, evde kardeşlerime uzun uzun bizi mutlu edecek masallar

doğaçlıyordum, bu masalların dizi gibi devamı oluyordu. Onları mutlu

ettiğimi gördükçe masallarda onlara da yer veriyordum. Ailenin masalcısıydım, televizyonun başında değil de benim etrafımda toplanırdı çocuklar. Ortaokulda

yazma eylemimin rengi pek değişmedi, ta ki ailemden uzağa, liseyi

yatılı okumaya gidinceye kadar. Ayrılık beni daha duygusal yapmış

olacak ki yazılarım lise de derinleşmeye başladı. Yarışmalara eserler

gönderiyor, dereceler alıyordum, bu beni daha mutlu ediyordu. Lisede

çok kitap okudum, okulumuzun kütüphanesinde yerde halılar vardı, bu

bana evimizi hatırlatıyordu, bir köşeye oturur, dergi gazete, o

zaman ansiklopedilerde gözdeydi, hepsini gözden geçirirdim. O

güneş alan sessiz ortam bana iyi geliyordu. Üniversitede kitaplara

yaklaşmak yerine onlardan uzaklaştım. Durağan bir dönem oldu benim için,

üniversite beklentimin dışındaydı. Okul çıkışı Bahçelievler’de bir kafede

çalışıyordum, geç saatte eve giderdim ama bu en güzel dostlukları

üniversite edinmeme engel olmadı. Üniversite sonrası atanamamam bende koca bir boşluk açtı, içimde bir boşluk, yazılarım bu boşlukla

keskinleşti ve hatları belli olmaya başladı. Hala bir kitap ortaya

koymayı düşünmüyordum. Evlilik sonrası iki kızım dünyaya geldi. Onlar için

günlük tutma girişimim oldu. Muş/Malazgirt’e atandım, farklı bir

coğrafya, farklı bir kültür beni kucakladı. Zorluklar da yaşadım, lakin

insan güzel şeyleri daha çabuk hatırlıyor. Orada öğretmenler günü için

yazdığım anıyla birinci oldum ve sanırım kitap fikri bundan sonra

başladı. İlk eserimi ortaya koymaya hazırdım, çocukluğumdan gelen

bir özlemle gönlüme salıncağı kurdum. İlk eserim “Salıncak” oldu.

 

-Tokat-Erbaa’dan Trabzon’a Ankara’ya Üniversite için gidişiniz,

oradan da Muş-Mazgirt’e gidiş ve sonunda  Ankara’ya tekrar

dönüşünüz var. Kırsaldan, Metropole dönüşte neler yaşadınız,

Muş’ta neler yaşadınız burada geçen birkaç yıl sizi nasıl etkiledi,

yaşadıklarınızı kitaplarınıza ne ölçüde yansıttınız? 

 

-Trabzon’a ilk gittiğim gün an gibi aklımda. Babam ve bir arkadaşımla,

babası aynı otobüsteydik ve bu benim ilk şehirlerarası yolculuğum, ilk

Erbaa’dan ayrılışımdı. Çok heyecanlıydım, korkuyordum da.

Trabzon’a yaklaşıp, şehri uzaktan görünce ağzım açık kalmıştı,

kocaman beton binalar ve bir şey daha, ilk kez hayatımda deniz

görmüştüm. Lakin nasıl bir psikoloji bilmiyorum, tatillerde Samsun’a

geldik mi binaların, havanın rengi değişiyor mutlu oluyordum; tatil

bitti mi, dönüşte ise Samsun’dan sonra her yer nem, rutubet ve

paslanmış geliyordu. Ayrılık zordu, ben gururumdan pek bunu

dillendirmiyordum. O ilk yolculuk gününe tekrar dönmek istiyorum.

Otobüste babamın cebinden cüzdanını çalmışlardı. Bunu otobüsten indikten

çok sonra okulun bahçesinde fark ettik, cep telefonu henüz yok denecek

kadar az, cüzdanı bulamadık. Zavallı babam, arkadaşımın babasından beş on

lira alıp bana bıraktı. Asıl ilginci arkadaşım Nurcan’la okulun

bahçesini gezerken, babalarımız bize bir veda dahi etmeden gitmişlerdi. Sonrasında bunu bize şöyle açıkladılar. Ağlamamıza dayanamayacaklarını bu yüzden gizlice gittiklerini söylediler. Aslında bu bizi daha çok üzmüştü. On dört yaşında mücadelemiz başlamıştı. Liseden

sonra Ankara’ya alışmakta zorluk çekmedim, hatta üniversite için ailesinden  ilk

kez ayrılanlar ağlıyor, bu durum bana garip geliyordu. Ankara’yı seviyordum,

deniz kenarında büyümesem de tek eksiği denizi diyordum ve hayatımın çoğunu Ankara’da geçireceğim aklıma gelmezdi. Babam kalp krizi geçirdi, 49 yaşındaydı ve hazırlıksız yakalanmıştım. İnsan ne zaman hazır olur ölüme bunu hiç bilmiyorum. Muş/ Malazgirt’e

gidişim de ilginç oldu, tercih yaparken orasının geleceğini biliyormuş gibi hakkında

detaylı araştırma yapmıştım.  Farklı bir kültürü tanımakta güçlük çekmedim, iklim beni daha çok zorladı. Öğrencilerimi seviyordum, onların da beni sevdiklerini gözlerinden

anlıyordum. Kepenkler kapanıp bir olay olacağı zaman öncesinden

haber veriyorlardı. Birçoğuyla hala da görüşüyorum.

 

-Roman, Öykü, Şiir gibi alanlarda meziyet sahibisiniz, başka

bizim bilmediğimiz alanlarda uğraşınız var mı? 

 

-Resim yapmayı seviyorum, bu konuda da yeteneğim olduğunu

düşünüyorum, lakin geliştirmeye zamanım yok. Ara ara küçük kızımla

resim yapıyoruz, onun da bu konuda yeteneği var. Bir ara halk

oyunlarındaydım, şu ara ona da vaktim yok. Sosyal olmayı seviyorum ama hayatta her şeye yetişemiyoruz, bu yüzden önceliklerimiz değişiyor..

İlk kitabınız olan”SALINCAK”ın 2 kere baskı yaptığını biliyoruz,

bize kitabın yazım ve basım öyküsünü anlatır mısınız?

 

- Salıncak, öyle kolay yazılmadı. Öykünün her sayfasında ben kendimi

köyde, ağaçların arasında Hatun’la Zehra’nın yanında

buldum. Erbaa’nın iklimiyle, insanıyla bezenmiş bir eser. Eserde öyle

bir yer var ki orada ben kalemi elimden bıraktım, içli içli ağladım,

yazarken aynı anı yasamak bu olsa gerek.

-Kamuda öğretmenlik yaparken, diğer taraftan da edebiyatla

uğraşmanın zorlukları nelerdir? Okulda meslektaşlarınızın ve

öğrencilerin tepkisi ne oluyor, sizi destekliyorlar mı, yoksa

eleştiriyorlar mı?

 

- Her yerde olduğu gibi bu meslek grubunda da sıkıntılar yaşadığımız

anlar oluyor. “Tebrik ederim” demekten yoksun insanlar var. Onun

dışında benden desteğini hiç esirgemeyen arkadaşlarım da var, onlara

yürekten teşekkür ediyorum. Öğrencilerim benim evlatlarım, onların

bana duydukları saygı, benim onlara duyduğum sevgi bu mesleğin en

güzel yanı.

-Ankara’da yazınsal çalışmalar yaparken ne tür zorluklarla

karşılaşıyorsunuz? 

 

-Ankara bir kültür şehri deniliyor lakin ben henüz bunu yaşayamadım.

Bir kültürel faaliyete katılmak istesem altından bir siyasi fikir veya bir

siyasi çatışma çıkıyor. Mümkün mertebe yalnızlık tercihim

Ankara’da.

-Ülkemizdeki Sansür ve Otosansür sizce neyi ifade ediyor.21.yy.

halen bu iki terimin hayatımızda önemli yer tutuyor olması sizce

neyi ifade ediyor?

 

- Önce sansürden bahsedeyim, Allah’ın bildiğini kuldan saklamak

deriz değil mi? Saklıyoruz. Korku ruhumuzun her yerinde, onu yazsam

şuna dokunur, bunu yazsam şu rahatsız olur diyerek eserleri koyun

kırkar gibi kesiveriyor insanlar. Beni de birçok arkadaşım, hatta annem

uyardı, “Her şeyi yazma, çolun çocuğun var.”  Yazmaktan çekinmiyorum,

ben toplumcu bir yazarım, ama siyasetçi değilim. Oto sansür ben de

sansürden daha fazla hissedilir, aldığım ailevi baskı, kültürel yapı

içime işlemiş. Rahat yazamadığımın farkındayım, bu günlerde en

büyük savaşım kendimle, “Rahat bırak Şule kalemi, zihnini, ruhunu!”

diyorum, biliyorum ki başaracağım.

 

KİTAP PARA İÇİN YAZILACAK BİR TUTKU DEĞİLDİR!

-Son yıllarda edebiyat alanındaki tekelleşme yaratıcı yazarlığı

nasıl etkiliyor, yayınevlerinin para karşılığında kitap basmaları,

yazardan para almalarını nasıl karşılıyorsunuz? Genç

edebiyatçıların içinde bulundukları sorunları aşmak için ne

yapmalıyız? 

 

-Bu beklediğim bir soruydu, öncelikle alfabeyi öğrenenin yazar olduğu

bir ülkedeyiz. Nerde Yaşar Kemaller, Cemil Meriçler… Ne yazsam

tutar hesabı göle yoğurt mayalıyor insanlar ve tutuyor biliyor

musunuz? Geçenlerde yok satanlarda bir kitap, ayaküstü yarım saatte

okudum ve bıraktım.  Sonuç mu, hiç! Bedava mutluluk dağıtıyorlar.

Motivasyon, ucuza zayıflama yöntemleri satan firmalar gibi…

Yayınevleri ne yazdığına bakmıyor, ne kadar satacağına bakıyor.

Millet,  zorluk içinde kolay yoldan para kazanmanın, mutlu olmanın

yolunu arıyor. Desem ki: “Bu kitap mutlu eder, para kazanmanın

yolunu öğretir.” işler bakın o zaman nasıl değişir? Gençlere tavsiyem, gerçek

yazarların hakkını zaman verecektir, amaç günü kurtarmak ve popüler

olmaksa yanlış sevdaya tutulmuşlar, maalesef. Kitap para için

yazılacak bir tutku değildir.

TÜRK EDEBİYATI VERİMLİ BİR ARAZİDİR!

-Türk edebiyatında bir çoraklaşma söz konusu mudur, bunun

çıkış alternatifi nedir, yeterli derecede edebiyat dergilerinin takip

edebiliyor musunuz?

 

- Hayır, Türk edebiyatı bilakis verimli bir arazidir. Yalnızca göz

önünde olanlar,  yağmuru görüp fışkıran ve bir anda kuruyacak olan

cılız otlar gibidir. Asıl meyveli ağaçlar, ağır ağır olgunlaşıyor. Takdir

ettiğim, kalemini severek okuduğum yeni ve genç yazarlar var, fark

edilmeyi bekliyorlar, otlar bir kurusun da.

-Yazarken en çok nelerden etkileniyor ve ilham alıyorsunuz? 

 

-İlham bir anda geliyor ve not almazsam sonrasında unutuyorum.

Gözlemlediğim hayatlar, seyrettiğim bir film, okuduğum bir kitap, arkadaşlarla ve komşularımla sıcak bir sohbet, küçük bir dokunuştur ve sonrası suya atılan bir taş gibi halka halka büyüyüverir.

YAZARI İTİBARSIZLAŞTIRAN BİR YAYIN DÜNYASI VAR!

-Devletin kurumlarının yazarların kitaplarını basmamalarını

(Milli Eğitim ve Kültür, Turizm bakanlıkları gibi) nasıl

karşılıyorsunuz? Meydanı özel yayınevlerine bırakan devlet,

Akbank, Yapı Kredi, İş bankası gibi özel yayınevlerine meydanı

bırakmış olmuyor mu? Bu işten en çok getirim elde eden bankalar

tekelleşmede rekor kırmıyorlar mı? 

 

-Devlet kurumlarına ulaşmak zor, her yerde bir tanıdığınız olacak ki

işiniz yürüsün, ben bürokrasinin olduğu yerden uzak durmaya

çalışıyorum. Mümkünse siyasetten de! Benim derdim insan, benim

sevdam da insan. Evet, bu yayınevleri dosyanızı bile almıyorlar,

“Yoğunluk nedeniyle…”  diye sizi geri çeviriyorlar. Vasiyetime yazıp, bırakacağım; kırıldığım hiçbir yayınevi ya da dergi kitabımı basmayı

bırakın adımı dahi eserlerinde geçirmesinler diye. Sahiden yapacağım

bunu! Bir Didem Madak ya da Nilgün Marmara gibi ölümümüz mü

değer görmeli? Yazan insana bir kulak verirsin, değerlendirirsin, en

azından ne olduğuna bakarsın. İtibarsızlaştıran bir yazın dünyası var.

-Önce okuyup, sonramı yazıyorsunuz, yoksa bellekteki birikimi

mi değerlendiriyorsunuz?

 

- Birikim bir günlük, bir yıllık bir mesele değil. Yıllarca okuduğum

kitaplardan hafızamın kodladıkları, özümsedikleri ve yeni

oluşturdukları var. Bir de bunlara gerçek hayattan eklenenler, benim

oluşturduğum bir bakış açısıyla gökkuşağı çıkıyor ortaya. Buna

yazarın zihniyeti diyoruz. Zihniyet bir bütün; kültürden, edebiyattan

sosyal, siyasi yaşamdan, coğrafyadan ama her şeyden etkilenebiliyor

ve ortaya “ben” çıkıyorum sonra. Hiçbir zaman masama bir kaç kitap

koyup, okuyarak yazayım demedim, oluşturduğum benle çıktım yazma yoluna.

-Yeni bir kitap çalışmanız var mı, türü nedir?

 

-Her an üretebiliyorum, kendime bir arşiv oluşturuyorum. Babaannemi

anlattığım bir kitap ağır adım ilerliyor, bir yanda denemelerim ayrı bir

dosyada birikiyor, şiirlerim de aynı şekilde. Yeni bir roman

başlayacağım, şu ara iskeletini oluşturuyorum.

-Başkent Ankara’da Büyük Şehir Belediyesi herkese ekonomik ve

sosyal yardımlarda bulunurken edebiyatçılara destek veriyor mu?

 

- İnanın ediyorlarsa da ben bilmiyorum, kim kime ne kadar yardım

ediyor hiç ilgilenmedim. Kendi yağında kavrulmayı ben

büyüklerimden öğrendim. Benim babaannem 87 yaşında kimseye el

açmadan bu dünyadan göçüp gitti. Yolum belli, ben yazarım, okuyan

insanlar bir gün o satırlarla buluşacak.

 

MİLYONLARCA KAĞIT KALORİFER DAİRESİNDE

YAKILIRKEN,BENİM CİĞERLERİM YANIYOR!

-Yurtdışından dolarla getirilen ve her gün zam gören kâğıt ve

diğer ürünler sizin yazımınızı etkiliyor mu?

 

- Güzel bir soru oldu. İsraf konusunda muzdaripim, evrak israfının

ayyuka çıktını görüyorum. Çocuklara yaptığımız sınavlar ve dağıtılan

ücretsiz kitapları hesaba kattığımda ağlamak istiyorum. Biz kitabı

kullanıp bizden sonraki kardeşimize bırakırdık.  Milyonca öğrenciye

dağıtılan kitaplar yıl sonunda kalorifer dairesinde yanarken benim de

ciğerim yanıyor. Zor mu onları toplayıp gelecek yıl dağıtmak? Parasız

aldığı için öğrenci de kıymetini bilmiyor, sıraların altından, çöpten

kitaplarını topluyorum. Sorunuzun cevabı bu değildi lakin yeri

gelmişken değinmek istedim. Ben yazarken çocuklarımdan kalan

önceki yılın defterlerini kullanıyorum, mümkün mertebe israftan

kaçınıyorum.

-Kitaplarınız genelde hangi kesimler tarafından okunmaktadır.

Gençlerin ve eğitimcilerin okurluk düzeyi nedir?

 

- Kitaplarımı okuyan insanlar edebiyattan ve sanattan haz alan insanlar.

Onların beğenileri, eleştirileri benim için kıymetli. Gençler böyle

kitaplardan genelde uzaklar, popüler kitapları okuyorlar. Onlara

dokunup, okumayı sevdirmeye çalışıyorum.

 

BEN HER ZAMAN HALKIMIZDAN ÜMİTLİYİM!

-Türk ve Dünya klasiklerine bakışınız nedir, yazarlara son

yıllarda telif hakkı olarak 10 adet kitap verilmesi, hatta üstelikte

basım ücreti istenmesini nasıl karşılıyorsunuz? Amy Lowelli’nin:

Bilim alanında okumak için en yeni kitapları tercih edin,

edebiyatta ise her zaman en eskileri okuyun, klasikler her zaman

moderndir sözünü yorumlar mısınız, klasik kitapların okunmasını

nasıl değerlendiriyorsunuz? 

 

-Klasikler bir başka, tekrar tekrar okuduklarım var aralarında. Onlar her

zaman moderndir sözünü de sevdim, çok doğru ve yerinde olmuş.

Yayınevlerinin ticarethane gibi çalışmaları acı, buna bir “dur” diyecek

çıkar, ümidim var. Ben her zaman halkımızdan ümitliyim.

-Edebiyat, Kültür ve Sanat dernekleri toplumsal bir görev

taşıyorlar mı, yoksa rant peşinde olan rantçılar mıdır?

 

-Bu konuda yeniyim, bu denize bir ayağımı uzattım ve geri çektim.

Ben inceliklere dikkat eden alıngan bir insanım. Karşımdakilerden de

bunu beklediğim için girmiyorum bu derneklere. Büyük küçük

demeden saygıyla birbirini dinleyen insanların olduğu bir topluluk

varsa o zaman işler değişir, koşarak giderim. Lakin ilk tecrübem

başarısızlıkla sonuçlanınca, uzağım, diyeyim.

-Ankara’daki edebiyat çevreleriyle bir araya geliyor musunuz,

oradaki sorunlar nelerdir?

 

- Ankara’da yalnızca Yazarlar Birliğine üyeyim, onlara da bir

kırgınlığım var. Bütün derneklerde ve topluluklarda siyasal yapılanma oluyor, bu durum sanatı geri planda bırakıyor. Ben bu durumdan da rahatsızlık duyuyorum. Sadece sanatın sesinin yüksek çıktığı bir yer gösterseler bana yeter.

 

HÜMANİST VE TOPLUMCU BİR YAZARIM!

-Ne tarzda yazıyorsunuz, Türk edebiyatında yazım tarzları

tartışılıyor. Sizin kendinize özgü bir yazım tarzınız var mı?

Şiirlerinizden en çok beğendiğiniz bir şiirinizden söz eder misiniz?

 

- Öncelikle insancıl(hümanist) bir yazar olduğumu düşünüyorum.

Karakterlerimi gerçek hayattan kurgulamaya çalışsam da yazmaya

başladığımda karakter kendini oluşturuyor. Şiirden hiç vazgeçmedim,

toplumcu olduğu kadar bireysel şiirlerim de var. Sizlerle bir tane

paylaşabilirim.

Bıraktım meyi meydanı

Bıraktım büyük adam olma işini

Alkışlar, büyük kuşlar kanat döktü

Bir pencere önü, bir saksı dibi

Her şeye yeğlerim rahat ölümü

Altın sunaklarına yok bir kuruşum

Bıraktım büyük adam olma işini

 

-Flaubert, yaşamak için okuyun diyor, okuyucularınıza hangi

yazarları  ve kitaplarını önerirsiniz? 

-

Öncelikle dünya ve Türk klasiklerini okusunlar, her yerde okusunlar

ama. Okumanın bir zamanı yok, boş zaman kollamasınlar. Yemek

yaparken de kitap okunur, yolculukta da… Tavsiye edeceğim çok

yazar var, birini söylesem diğeri gücenecekmiş gibi geliyor. Benim en

çok üzerinde durduğum yazarlar; Victor Hugo, Emile Zola, Stefan

Zweig, Dostoyevski… Dedim ya seçemiyorum. Yerli olarak Cengiz

Aytmatov’la ayrı bir gönül bağım var, sonra Yaşar kemal, Sabahattin

Ali, Ferit Edgü, Şükrü Erbaş… Yok, seçemiyorum bu soruyu geçelimmi?

ÜLKEMİZDE NE YAZIKKİ ATAERKİL KÜLTÜR EGEMEN!

-Son yıllarda kadın yazar sayısında oldukça bir artış gözleniyor.

Bunu kadınların özgürleşmesi ve çürümüş sisteme karşı bir isyanı

olarak düşünebilir miyiz?

 

-Çok doğru, kadının konuşma hakkının olmadığı bir ataerkil kültürden

geldik. Gülmeyin, bugün hale evinde annesinin söz sahibi olmadığını,

dövüldüğünü bildiğim öğrencilerim var. Sistem çürüyor, çürümeye

devam edecek ve kadınlar da yazmaya devam edecek.

-Okul, Aile yaşamı ve Çocuklarınız üçgeninde gelip, gidiyorsunuz

bu düzende yazmak kolay mı? Nasıl sorunlar yaşıyorsunuz? 

 

-Yazmak benim için kolay, yazmaya vakit bulmak zor. Bir eseri

tamamlamak için zaman kolluyorum, inzivaya çekilmek istediğim

anlar oluyor. Kimisi diyor emekli olunca yazarsın, bu kendime

saygısızlık olur, çünkü şu hayatta beni yazmaktan daha çok  mutlu edecek

bir şey bilmiyorum, çünkü bu benim. Kendimi nasıl ertelerim?

-İlk kitabınızın yayınlanmasında nasıl bir heyecan yaşadınız,

mutluluğunuzu ilk kimlerle paylaştınız?

 

 -Çok güzel bir duyguydu bu. “Oğlum” dediğim öğrencim yanımdaydı

(Mustafa Can Bozyel) Onun dışında ailem ve çocuklarım, hepsine

teşekkür ediyorum.

-Türk ve Yabancı ünlü yazarların en çok hangisinden

etkilendiniz. Onların kullandığı yazım tarzını sizde görebiliyor

muyuz?

 

-Taklide düşmekten her zaman kaçıyorum, kendim olmak istiyorum.

Şu yazardan etkilenmiş, onun akımını sürdürmüş desinler de istemem. Ben

Şule Koyuncu Turan olarak yazmak istiyorum.

-Beş Kitap adı yazın desem hangilerini yazardınız? 

Kesinlikle bunları:

 

-Stefan Zweig/ Amok Koşucusu Cengiz Aytmatov/ Toprak Ana Yaşar

Kemal/ Kimsecik (üçleme) Victor Hugo/Deniz İşçileri

-Şule Koyucu-Turan Türk edebiyatının neresindedir? 

 

 

-Bu soruya nasıl bir cevap verilmeli bilmiyorum? Lakin kendimi

gördüğüm yer, ömür bittiğinde Türk klasikleri arasında olmak yerine

evrenseli yakalamış, dünya edebiyatında yer edinmiş olmak isterim.

-Ülkemizde yapılan edebiyat yarışmalarının edebiyata  bir katkı

sağlıyor mu?

 

-Amaç güzel, amaca giderken yaşananlar önemli. Esere

değil de siyasi fikirlere, ideolojilere göre hareket ediliyorsa bir fayda

bekleyemem. Başta da dediğim gibi dâhil değilim bu gibi yarışmalara,

kuruluşlara, afakî cümleler kurmam iyi niyetli insanlara zarar verir. Bu yüzden bu konuda da yeterli fikre ve tecrübeye sahip değilim diyerek susuyorum.

 

HUKUKUN,ADALETİN,TEMELİ BİLMEKLE

ATILIR,CEHALET DİPSİZ BİR KUYUDUR!

-En son olarak sizin özellikle  vurgulamak istediğiniz bir şey varsa

yazar mısınız?

 

-Yazmaya gönül verdiğim günden bu yana çok ilginç durumlarla

karşılaştım. Kitaptan para kazanmak için yola çıkanlar, sırf reklamla

bir yerlere gelenler ve sahiden yazan değeri hiç bilinmeyen

cevherler… Okuyuculardan tek istediğim samimi olmaları. Okumanın

yaşı ve statüsü yoktur, gelecekte güzel günlere inanıyorsak

okuyarak, okutarak kavuşacağız. Hukukun, adaletin temeli bilmekle

atılır, cehalet dipsiz kuyudur. O kuyulardan çıkmanın en güzel yolu

okuyan insanların, yazan insanların gönül birliğidir.

 

-TOPLUMSAL MUHALEFET GAZETESİ olarak size teşekkür ediyor ve başarılarınızın devamını diliyoruz. Biz söylenen her sözü okuyucuya sansürsüz iletmek için bu söyleşiyi yaptık,Edebiyatımıza yeni başarılı,üretken,gelecek vadeden,farklı,özgün çalışmalara imza atan  yazar Şule hanıma  başarılar diliyor,biz teşekkür ediyoruz,Dileriz nitelikli ve donanımlı yeni yazarlar edebiyat dünyasına katılırlar.

Saygılarımla

Bu benim ilk söyleşim, heyecanımı mazur görün, sanata ve sanatçıya

değer veren sizlere çok teşekkür ederim.

 

YAZAR-EĞİTİMCİ

ŞULE KOYUNCU TURAN KİMDİR?

Güneşin merhametini abarttığı 1985 yılının Ağustosun bir gününde, Tokat'ın Erbaa ilçesinin Hacıpazarı Köyü'nde ailenin üçüncü kız çocuğu olarak gözlerini dünyaya açtı Şule. Lakin ilk çocuk olan “Özlem” ablası, babası askerdeyken yokluk ve bakımsızlık yüzünden yakalandığı hastalıkla, teşhis koyulamadan vefat etmişti. “Tohumuna para mı verdin?“ denilen bir zamanda annesi evladının mezarını dahi hiç bilmemiş.  Şule’ye bu durum çok ilginç geldi, o da ölse aynı şeyleri yaşar mıydı, kendine ait bir mezarı dahi olmaz mıydı? Fıtratından olsa gerek meraklı ve duygusal yanları onu yokluyordu. Babası Salim Koyuncu, yetim büyüyen beşkardeşin iki numarasıydı. Birkaç dönüm arazide başkalarının tarlalarını da icar alarak çiftçilik yapıyordu. Her sene umut ediyor, emeğinin karşılığın bir türlü topraktan alamıyordu. Geçim sıkıntısı onu öfkeli biri yapmıştı.  Onun sert mizacına rağmen en sıcak ilişkilerini babası yine Şule’yle kurdu. Evde babaannenin etkisi büyüktü. Kardeşleri ve annesi hariç evlerinde herkesin etkisi büyüktü.

 İlkokulu bitirene kadar okulda eline geçen üç beş kitabın dışında babaannesinin tekrar tekrar okuttuğu din kitapları vardı. Bir de fırsat buldukça takvim yapraklarını kopartırdı. Vakti gelmeden koparılan takvim yaprağı evde suçtu, o ise takvimi önüne alır üç yüz altmış beş günü kitap gibi bir anda okurdu. Babası Salim Bey tarlada onlara yöresel türküler söylerdi, sanatla tanışması böyle başladı. Tütün tarlalarında babasının arabanın teybinde döndürüp durduğu arabeskler hayatın pek güzel olmadığını düşündürüyordu çocuk olmasına rağmen.

 Bir ara en büyük düşmanı olarak babasını görmeye başladı, adını “zalim” olarak değiştirdi. Büyümek için acele ettiği zamanlardı o zamanlar. En yakın arkadaşı kendinden sonra gelen kız kardeşi Nurgül’dü. Onunla hayaller kurmayı severdi. Sessiz olmasına rağmen dinlemek konusunda ailede en başarılı oydu. Babaanneler’inin gözüne girmek için başörtüsü taktığı bir dönemleri oldu onlu yaşlarda, zaten köyde tüm kız çocuklarının başı örtülüydü. Kültür kapalılığı… İlçeye gidecek olsalar babası başınıza örtü alın diye tuttururdu, kısa kollu tişört giymeleri yasaktı. Bu dini kurallardan kaynaklı değil, elalem ne derin sonucuydu. Elalem ne derin geçtiği bir ortamda, çocuklar hep geri plandaydı.

 Ortaokula başladığında sayısız  yeni kitaplarla Erbaa belediyesinin kütüphanesinde tanıştı. Okumayı çok seviyor, annesi abartmış olmasından korku duyuyordu. Hatta bir gecede bir kitap bitirmesi üzerine birkaç kitabını yakmıştı! Orta son sınıfta resim öğretmenine âşık olmuş, şiir yazmaya ve resim yapmaya başlamıştı. Okul müdür yardımcısı bu yeteneğini fark etmiş, Şule’ye derste izin verip yarışmalar için yazılar yazmasını istemişti.

İlçede resim ve şiir yarışmalarından ödül almaya başlamıştı. Bir gün ödül töreni yüzünden köye olan tek servisi kaçırması babasını çok kızdırmıştı. Eve gelir gelmez mahkeme kurulmuş, o daha soru sorulmadan ağlamaya başlamıştı. Durumu öğrenen babası ödülünü sorup ona verilen o güzel kalemleri elinden almıştı. O zaman Erbaa'da kalamayacağına karar vermiş parasız yatılılık sınavlarına girmişti. Olabildiğince uzaklara kuş olup uçmak istiyordu.

 1998 de Trabzon Beşikdüzü Anadolu öğretmen lisesini kazandı. Parasız eğitim göreceği halde ailesini nasıl okutacağız telaşı sardı. Çünkü yol parası ve yabancı kitapların ücreti onlar için fazlaydı. Aileden ayrıldığı o yıldan sonra bir daha geri dönüşü hiçbir zaman tam olmadı. Kopuş başlamıştı..

Yatılı okulun zorluklarıyla mücadele ederken,diğer yandan kimlik arayışı karmaşaya neden oldu. Herkes birine bağlanma aruzsundaydı. Cep teflonu yeni çıkmıştı, oysa onların köyde ev telefonları bile yoktu. Haftada bir komşunun telefonunu arıyor ailesini çağırttırıyor, beklerken jetonu bitiyor, kimi zaman telefon yüzüne kapatılıyordu. Maddi olarak pek desteklenmediği bu dönemde paralı arkadaşlarının gözde olduğunu görünce bir şekilde geride kalmak istemediği için yeniden kitaplara gömüldü. Yazıyor, yarışmalara giriyor, ödüller alıyordu. Hatta lise son sınıfta anneler günü için bir tiyatro yazdı, sahnelendi. Sınıf rehber öğretmeni elde edilen paradan Şule'ye de verdi.  Lise öğretmenleri hayatında büyük yer tutuyordu.

Üniversite sınavı çalışması sonuç verdi.  Edebiyat öğretmenliği ve psikolojik danışmanlık arasında tercih yapamadı. Öğretmenlerinin etkisiyle birinci sıraya edebiyat öğretmenliğini yazmıştı. Sonrasında bu konuda bir pişmanlığı oldu. Tekrar üniversite okumayı çok istedi, ama imkânı olmadı.  Üniversiteyi Ankara'da okudu. Gazi Üniversitesi’nde de beklediğini bulamadı. Sınıfının yarısı cemaatçiydi, sınav zamanları hepsi arkadaş, onun dışında selamını dahi almıyorlardı, bu yüzden okuldan uzaklaştı. Okul çıkısı garsonluk yaptı, gece geç saatlerde eve dönüyor, yorgun ayaklarını dinlendirmek için duvara uzatıyordu. Ne olursa olsun yine de en güzel yılları üniversite yıllarıydı. Okul bittiğinde kpss sınavında istediği puanı alamamıştı ve 1998 de ayrıldığı evine 2007’ de zoraki dönmenin vakti gelmişti. Onun için çok zordu, geçen 9 yıl evde hiçbir şeyi değiştirmemişti, hala ezilen annesi ve esip gürleyen babası, hiç susmayan babaannesi vardı. Üstüne üstelik ablası da yanlış bir evlilik yapmıştı. Şule, köyde yapamayacağını biliyordu, bu yüzden Erbaa'nın en ücra dağ köyünde zor şartlarda öğretmenlik yapmayı kabul etti. Bu arada yazmayı hiç bırakmadı, yalnız gecelerinde kaleme sarılmaya devam etti. Birkaç denemeden sonra atanamayacağını düşündü, geri dönmemek zorundaydı köye. Onu anlayacak kimse yoktu, toplumsal normların dayatmasıyla evlilik bir kurtuluştu.  Sevdiği adamla 2009’da evlendi

Lakin ruhu yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu söylüyordu. Akıntıya kapılmıştı artık. Bu arada babası kalp krizi geçirdi, çocukluğunun zalimi koca bir boşluk açtı yüreğinde, yaşanılmamış çok şey olduğunu anladı, babasının geçim sıkıntısı yüzünden o kadar sinirli olduğunu anladı, ama artık vakit kalmamıştı…

Peş peşe iki kız çocuğu sahibi oldu. Yazmaktan tamamen uzaklaştı. Ta’ ki atanıp Muş-Malazgirt'e iki çocuğuyla gidinceye kadar... Yeniden kalemle buluştu, kendine ne kadar kötülük yaptığını fark ettiğinde hayatından çok zaman kaybetmişti. Tekrar Ankara'ya döndü, çocukların telaşıyla iyiden eve kapandı. Artık vakti geldi diyerek hayatına koyduğu tüm telaşların hiçbir zaman bitmeyeceğini düşünerek yazmayı birinci sıraya koydu ve ilk kitabı “Salıncak’ı yazmaya başladı.

Kitap 2020 yılında basıma girdi. 2021 yılında “Kendini Kaybedenler-Tess” i yazdı. Yazmak için vakit kollayan ve yazma aşkını ön plana çıkaran Şule koyuncu Turan, yayınevlerine kırgın olduğunu, kitap basımı yaparken yazının değerine bakmak yerine yalnızca paradan konuştuklarını gördükçe içine döndü. Lakin ne olursa olsun yazmaktan vazgeçmeyeceğini biliyordu..

Şimdiler’de şiirlerini biriktiriyor. Ömrü yeterse “Kendini kaybedenler” romanını üçleme yapmak istiyor. Onun dışında vakti olursa çok eser var kaleme alacağı. Yazanlara ve yazmak isteyenlere en büyük tavsiyesi “Okuyun, yalnızca kitapları değil, insanları da okuyun  En büyük düşmanınız kendi kibrinizdir” di




Bu haber 1144 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 37 25 6 6 85 38 81 +47
2 Fenerbahçe 37 23 7 7 67 37 76 +30
3 Galatasaray 37 23 8 6 70 33 75 +37
4 Trabzonspor 37 17 7 13 45 34 64 +11
5 Sivasspor 37 14 7 16 50 41 58 +9
6 Alanyaspor 38 16 13 9 55 42 57 +13
7 Hatayspor 37 16 12 9 60 51 57 +9
8 Gaziantep FK 37 14 11 12 54 46 54 +8
9 Göztepe 37 13 12 12 55 51 51 +4
10 Fatih Karagümrük 37 13 12 12 52 49 51 +3
11 Konyaspor 37 11 14 12 47 47 45 0
12 Çaykur Rizespor 37 11 14 12 48 59 45 -11
13 Antalyaspor 38 9 13 16 40 53 43 -13
14 Başakşehir FK 37 11 16 10 41 55 43 -14
15 Yeni Malatyaspor 37 9 14 14 43 49 41 -6
16 Kasımpaşa 37 10 17 10 42 54 40 -12
17 Kayserispor 37 9 16 12 34 50 39 -16
18 MKE Ankaragücü 37 10 19 8 44 59 38 -15
19 BB Erzurumspor 38 9 19 10 41 65 37 -24
20 Gençlerbirliği 37 9 20 8 37 66 35 -29
21 Denizlispor 37 6 21 10 36 67 28 -31
Takım O G M B A Y P AV
1 Adana Demirspor 33 20 6 7 60 26 67 +34
2 Giresunspor 33 20 6 7 52 24 67 +28
3 Samsunspor 33 19 4 10 56 30 67 +26
4 İstanbulspor 33 18 8 7 60 34 61 +26
5 Altay 33 19 11 3 62 36 60 +26
6 Altınordu 33 16 8 9 53 45 57 +8
7 Ankara Keçiörengücü 33 16 10 7 46 28 55 +18
8 Ümraniyespor 33 14 11 8 45 42 50 +3
9 Tuzlaspor 33 14 14 5 45 51 47 -6
10 Bursaspor 33 14 15 4 56 54 46 +2
11 Bandırmaspor 33 12 15 6 45 47 42 -2
12 Boluspor 33 11 16 6 35 41 39 -6
13 Balıkesirspor 33 9 16 8 35 48 35 -13
14 Adanaspor 33 9 17 7 44 53 34 -9
15 Menemenspor 33 7 13 13 37 58 34 -21
16 Akhisarspor 33 8 20 5 35 58 29 -23
17 Ankaraspor 33 6 19 8 33 59 26 -26
18 Eskişehirspor 33 1 24 8 23 88 8 -65
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 37 27 2 8 81 25 89 +56
2 Sakaryaspor 37 20 5 12 70 35 72 +35
3 Kırşehir Belediyespor 37 21 8 8 55 30 71 +25
4 Van Spor 37 21 10 6 59 34 69 +25
5 Kırklarelispor 37 18 6 13 59 32 67 +27
6 Bodrumspor 37 18 11 8 80 48 62 +32
7 Etimesgut Belediyespor 37 18 12 7 62 34 61 +28
8 Karacabey Belediyespor 37 14 12 11 50 40 53 +10
9 Turgutluspor 37 16 16 5 44 56 53 -12
10 Pendikspor 37 15 16 6 64 51 51 +13
11 Serik Belediyespor 37 12 11 14 48 48 50 0
12 Pazarspor 37 15 17 5 60 62 50 -2
13 Tarsus İdman Yurdu 37 13 14 10 56 54 49 +2
14 Bayburt Özel İdare Spor 37 14 18 5 50 59 47 -9
15 Sivas Belediyespor 37 10 14 13 56 53 43 +3
16 1922 Konyaspor 37 10 18 9 45 49 39 -4
17 Kastamonuspor 37 8 17 12 31 54 36 -23
18 Elazığspor 37 10 21 6 56 83 33 -27
19 Mamak FK 37 6 25 6 32 118 24 -86
20 Kardemir Karabükspor 37 1 34 2 14 107 2 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/05/2021 BB Erzurumspor vs Kasımpaşa
 08/05/2021 Çaykur Rizespor vs Yeni Malatyaspor
 08/05/2021 Fatih Karagümrük vs Gençlerbirliği
 08/05/2021 Galatasaray vs Beşiktaş
 08/05/2021 Göztepe vs Konyaspor
 08/05/2021 Hatayspor vs Denizlispor
 08/05/2021 Kayserispor vs Gaziantep FK
 08/05/2021 MKE Ankaragücü vs Fenerbahçe
 08/05/2021 Sivasspor vs Başakşehir FK
 08/05/2021 Trabzonspor vs Antalyaspor
 08/05/2021 Trabzonspor - Antalyaspor Trabzonspor ligdeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 11/05/2021 Yeni Malatyaspor - Hatayspor Yeni Malatyaspor ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Yeni Malatyaspor yenilmez
 11/05/2021 Başakşehir FK - Kayserispor Kayserispor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kazanamadı  Başakşehir FK yenilmez
 11/05/2021 Konyaspor - Trabzonspor Konyaspor ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Konyaspor yenilmez
 11/05/2021 Kasımpaşa - MKE Ankaragücü MKE Ankaragücü ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Kasımpaşa yenilmez
 11/05/2021 Yeni Malatyaspor - Hatayspor Hatayspor ligde deplasmandaki son 6 maçında hiç kazanamadı  Yeni Malatyaspor yenilmez
 11/05/2021 Denizlispor - Galatasaray Galatasaray ligdeki son 6 maçında hiç kaybetmedi  Galatasaray yenilmez
 11/05/2021 Beşiktaş - Fatih Karagümrük Fatih Karagümrük ligde deplasmandaki son 7 maçında hiç kazanamadı  Beşiktaş yenilmez
 11/05/2021 Beşiktaş - Fatih Karagümrük Beşiktaş ligde evindeki son 8 maçında hiç kaybetmedi  Beşiktaş yenilmez
 11/05/2021 Fenerbahçe - Sivasspor Fenerbahçe ligdeki son 8 maçında hiç kaybetmedi  Fenerbahçe yenilmez
 11/05/2021 Denizlispor - Galatasaray Denizlispor ligdeki son 10 maçında hiç kazanamadı  Galatasaray yenilmez
 11/05/2021 Konyaspor - Trabzonspor Trabzonspor ligde deplasmandaki son 16 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 11/05/2021 Fenerbahçe - Sivasspor Sivasspor ligdeki son 16 maçında hiç kaybetmedi  Sivasspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 07/05/2021 Boluspor vs Eskişehirspor
 07/05/2021 Akhisarspor vs Ümraniyespor
 09/05/2021 Altay vs Bandırmaspor
 09/05/2021 Ankaraspor vs İstanbulspor
 09/05/2021 Balıkesirspor vs Altınordu
 09/05/2021 Bursaspor vs Ankara Keçiörengücü
 09/05/2021 Adanaspor vs Samsunspor
 09/05/2021 Menemenspor vs Adana Demirspor
 09/05/2021 Tuzlaspor vs Giresunspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/05/2021 Bayburt Özel İdare Spor vs Pendikspor
 08/05/2021 Etimesgut Belediyespor vs Karacabey Belediyespor
 08/05/2021 Elazığspor vs Sivas Belediyespor
 08/05/2021 Eyüpspor vs Van Spor
 08/05/2021 Kardemir Karabükspor vs Kırşehir Belediyespor
 08/05/2021 Kastamonuspor vs Sakaryaspor
 08/05/2021 Serik Belediyespor vs Mamak FK
 08/05/2021 Tarsus İdman Yurdu vs Kırklarelispor
 08/05/2021 Turgutluspor vs Bodrumspor
 08/05/2021 1922 Konyaspor vs Pazarspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 01/05/2021 1877 Alemdağspor 0 - 0 Edirnespor
 01/05/2021 Arnavutköy Belediye 0 - 0 Diyarbekirspor
 01/05/2021 Manisaspor 1 - 2 Ofspor
 01/05/2021 Artvin Hopaspor 1 - 0 Fatsa Belediyespor
 01/05/2021 Kızılcabölükspor 0 - 1 Yeşilyurt Belediyespor
 01/05/2021 Nevşehir Belediyespor 1 - 2 Çankaya FK
 01/05/2021 1928 Bucaspor 3 - 0 Antalya Kemerspor
 25/04/2021 Ofspor 0 - 0 Arnavutköy Belediye
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI